Hayaletin Gölgesi

Hile Ancak Oyunu Kazandırır Kaderi Değiştiremez…

  • Anasayfa
  • Biraz Ben
  • Bana Ulaşın
  • Adwords Hizmetleri
  • Arşiv
  • Temmuz 2011
  • Şubat 2011
  • Kasım 2010
  • Ağustos 2010
  • Temmuz 2010
  • Nisan 2010
  • Aralık 2009
  • Ekim 2009
  • Ağustos 2009
  • Temmuz 2009
  • Mayıs 2009

  • Kategoriler
  • Adwords
  • edebiyat
  • Güncel
  • hayaletinGölgesi
  • internet
  • İz Bırakanlar
  • İzledim
  • Kategorilenmemiş
  • Lisans sınavları
  • okudum

  • Takip Ettiklerim
  • Bağlantılar

    • Ece Temelkuran
    • Hayaletin Gölgesi
17Şubat

Okudum - Yüz Yıllık Yalnızlık


yuz-yillik-yalnizlik

Bu kitabı okurken ben bu kitabı bugüne kadar neden okumadım diye az hayıflanmadım. Ama işin tuhaf tarafı kitabın son cümlesini okuyup, gözlerimi bir kaç saniye kapadıktan sonra Ahhh !! dedim keşke okumasaydım bu kitabıda; hala okuyabileceğim yüz yıllık yalnızlığım olsaydı ! Kitap bitmesin diye okumaya kıyayamamak bu olmalı sanırsam…

Bu kitabı okuduktan sonra bu kitabın mısır piramitleri gibi insan işi olmadığını bir insanın bunu yazabilecek bir hayal gücünün olmadığını düşünebilirsiniz. Ama bu gerçekki Gabriel Garcia Marquez İnsanlığı bir romanın içine yerleştirmiş ve insanlık tarihini baştan sona  size sıralamış bulunuyor

Romaniın arka planınında sürekli işleyen uygarlıklar tarihi özeti(özellikle ekonomik bakış açısıyla),toplumsal hafızanın zayıflığının altının çizilmesi, seks içerikli olaylar ile bütün maskelerin çıkarıldığı, muhteşem kitap. evrimsellik felsefesinin oldukça popüler olduğu bir dönemde yazilmiş olmasina rağmen insanliğin kendi dünyasindaki “anlamsiz” dönüp durusunu anlatimiyla (yazildigi donemin baz alınırsa) yazıldığı  dönemin cok “ilerisinde” bir kitap veya daha dogrusu yazarın yaklaşımıyla tarihler üstü bir kitap.

Kitabın konusunu değinirsek kitap;tanrının fotoğrafını çekmeye çalışan dede, heybetli organını köy köy dolaşıp sergileyerek hayatını kazanan torun, sülalenin tüm erkeklerini milli yapan teyze, kurulan muz fabrikasıyla köye gelen kapitalizm, işçi hareketleri, devrimci ordu, köyün en güzel kızının bir gün göğe yükselmesi, evleri yiyen karıncalar, yıllar boyu durmadan yağan yağmurlar, zamanın durması gibi birbirinden farklı gözüken yüzlerce hikayeyi içinde barındıran roman. romanın türü masalcı gerçekçiliktir ve diğer marquez kitapları gibi korsan rekoru kırdığından kendi ülkesi olan kolombiyada basımı ve dağıtımı yasaklanmıştır.
Özetlersem kitabı  öldürdükleri bir adamın ruhunun verdiği rahatsızlıktan ve iç huzursuzluktan kaçan; yakın akraba evliliğiyle domuz kuyruklu bir çocuğun doğması vasıtasıyla lanetlenmiş bir soydan gelen José Arcadio Buendia ve Ursula Iguarán çifti, dağları aşarak bir nehir kıyısına yerleşir ve “Macondo” ismini verdikleri bir kasaba kurarlar. Macondo Kasabası’nın yüz yıllık soylarının yalnızlık lanetine bir ömür ev sahipliği yapacağı o zamanlar hiç akıllarında yoktur Buendia soyu bir kere lanetlenmiştir ve bu çoğalma dürtüsü yüz yıllık bir laneti ortadan kaldırmaya yetmeyecek; ölüm elbet yalnız bir anında Buendiaların nefesinin önünde bitiverecektir. Hayatları boyunca yeniliklerle, iktidar çatışmalarıyla, takıntılarla ve gerçeküstü hastalıklarla savaşan Buendia ailesinde lanet gerçeği hep bir “korkulan sınır” niteliğini almıştır.

Din kavramınınsa çok da ön planda bulunmadığı bu eserde lanet kavramı o kadar ön plandadır ki; kaçarken, aslında onun gerçekleşmesine bizzat yol açtıkları düşünülürse dindeki “kader” kavramının yerine “lanet” kavramını atadıkları söylenebilir. Hayatları boyunca bu lanet korkusundan kaçıp saklanmaya çalışan Buendia ailesi her şeye rağmen bir şekilde pes etmiş, gerek kendilerini yalnızlıklarına kapattıkları bir odada, gerek yalnız yaşayan bir ağacın gölgesi altında; kimsesiz bir şekilde hayata gözlerini yumarak lanetlerine boyun eğmişler; ya da onu bizzat gerçekleştirmişlerdir.

 

‘Kalabalıklar içerisinde yalnız kalmak’ durumunu, ‘yalnız ölüm’ gibi oldukça ürkütücü bir tasvirle okuyucuya sunan Marquez, bunun sebebi olarak da ‘iç huzurdan yoksun olma’nın her örneğinde altını çizmiştir. Ne kadar kalabalık bir toplum içerisinde yaşıyor olursak olalım, ne kadar geniş bir çevremiz olursa olsun, iç huzurumuz yoksa yalnızlık denilen “lanet” en yalnız anımızda bizi yakalayıp kaçınılmaz sonla buluşturabilir.

Kitabı okurken kitapta geçen o yüz yılı saniye saniye yaşıyosunuz desem yalan olmaz çünkü kitaptaki her kahramanın dünyasını tek tek anlatıyor Marquez okurken altını çizenlerdenseniz bu kitaba kalem yetmez diyebilirim.

Kitabın arka kapağında Marquez şöyle diyor ” bu romanı büyük bir dikkat ve keyifle okuyan, hiç şaşırmayan sıradan insanlar tanıdım. şaşırmadılar, çünkü ben onlara hayatlarında yeni olan bir şey anlatmamıştım. Kitaplarımda gerçekliğe dayanmayan tek cümle bulamazsınız.” kitabı iki yılda yazdığını söyleyen marquez yazmaya başlamadan önce bu kitabı dşünmesi düşünmesi 15 yılını almış!!

Marquez öyle bir dille bu yüz yıllığı anlatıyorki kitabı okurken sanki siz o evin ortasında durmuş herkesi izliyorsunuz duygusuna kapılıyorsunuz.

Kısacası Marquez insan ötesi bir düşünce kurgusyla bize insanlık üstü bir eser yazmış ve bu eser yüz yıllar boyunca okunacak geç kalmadan okumanızı tavsiye ederim.



Posted by Hayaletin Gölgesi under edebiyat |Comment now »|

Özkök Ertuğrul çocuk ömer şiir Adwords adwords danışman adwords sınavı adwords uzmanı ahmed arif ahmet altan aidiyet akp albert camus barış bilge köy cemal süreyya cinnet devlet Donatien Alphonse François le Marquis de Sade dtp ece evet faşizim GAP hürriyet hayır inşaat internet kürt kalifiye katil kelebek mail nihilizm pervani Ray Tomlinson rojaktüel roman saçmalık sade sadizim taraf uğur kaymaz vuvuzela yabancı

WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.