
Bayramın ilk günü iki değerli dostumla ani bir karar alıp Mahsun Kırmızıgül’ün son filmi olan New York’ta Beş Minare ye gittik aslında Mahsun’un daha önceki filmlerine de gitmiştim ve beğenmemiştim çünkü mahsun kırmızgül filmlerinde çok aşırı mesaj verme kaygısına düşüyor ve bu mesajları verirken de film izleyenlerini aptal yerine koyup mesajları sadece bir kareyle sıkıştımayıp oyuncuya o kareyi diyaloglada anlatarak açıklamaya çalışıyor buda doğal olarak izleyeni sıkıyor (örneğin güneşi gördüm filminde biri asker diğeri gerilla olan iki kardeşin resmi duvarda asılı insanlar bu sahne de zaten verilen mesajı almış ama mahsun kırmızıgül yok yok siz salaksınız anlamazsınız diyip babayla küçük kardeşi fotoğrafın karşısına alıp bunu anlattırıyor…)
Konumuza geri dönersek filme 5 dakika gecikmeyle girdik ve gerçekten bizi filmin en begendiğim sahnesi karşıladı. Bu sahneyle film başlayınca heycanlandım ve bu sefer Mahsun Kırmızıgül’ün beni yanılttığını sandım… Ama film devam ettikçe diğer iki filmden farkı olmadığı anlaşıldı lakin bu film ilerledikçe filmdeki başrol karakter giderek çok tanıdık bir simayı anımsatmaya başladı. Başrol tıpkı bu tanıdık sima gibi dini konuları anlatırken gözleri doluyor, ve sürekli ülkesine dönme hasreti çektiğini vurguluyor. Evet filmdeki hacı sanki Hoca efendinin hayatından kareler sergiliyordu. Diğer iki arkadaşım da zaten bu konuda bana hak verdiler. Film ise diğer filmlerinden farksız değil film in ortasında diikatli bir izleyiciyseniz senaryo kendiliğinden çözülüyor ve birçok önemli ayrntı cevaplanmadan film bitiyor.
Kısacası filmin galasına neden bakanların bu kadar rağbet ettiği başrol karakterinden daha iyi anlaşılıyor. Mahsun kırmızgül bu filmi on yıldır hayal ettiğini söylüyor ama on yılda böyle bir film için uğraşmış ise on yılına yazık olmuş desem yeterli.
Mahsun kırmızgül den bir Yılmaz Güney filmi tabiki beklemiyoruz ama o kadar bütçeyle de bu kadar basit bir senaryo olmamalıydı. Artık tüm Amerika ve Avrupa sinemasında öncelik filmi izlerken seyirciyi düşündürmek ve oldukça karmaşık hikayeler ile filmi bir bulmaca gibi çözmeye zorlamak. Oysa New York’ta Beş Minare daha filmin ortasında filmin sonunu size söylüyor Ve son olarakta sanırsam film de verilmek istenen mesaj hacı nezaretteyken üst düzey bir polis amirinin (emniyet müdürü gibi) hacı’dan özür dilemesi herhalde devletin bir gün hoca efendi den özür dileyeceğini söylüyor bize….
WP Cumulus Flash tag cloud by Roy Tanck requires Flash Player 9 or better.
Kasım 20th, 2010 at 14:38
Öncelikle filmi izlemedim çevreci arkadaşım. İşte bu saydığın sebeplerden ötürü ben Türk yapımı film izlemiyorum. Daha doğrusu izleyemiyorum. Bir kaç denemede bulundum ama sonuç hep hüsran. Gel seni Asya filmleri ile tanıştırayım :))))
Yaptığın eleştirilere benimde bir kaç eleştirim olacak.
“film in ortasında diikatli bir izleyiciyseniz senaryo kendiliğinden çözülüyor ve birçok önemli ayrntı cevaplanmadan film bitiyor.” demişsin. Şimdi senaryoyu filmin ortasında çözen bir insanın, o ayrıntıları anlamış olması gerekmez mi? Burda bahsettiğin ayrıntı nasıl bir ayrıntıki? Neden çözemedin, sen zeki bir insansın, çözersin.
İkincisi artık Amerikan filmlerininde çoğunun sonu filmin başında anlaşılıyor. Bence senaryonun filmin başında anlaşılması önem değil, tabi anlaşılmasa daha güzel olur ama önemli olan filmin nasıl işlenildiği. Yani olay örüntüleri, görsel efektler, duygu aktarımı vs. bunları güzel bir şekilde aktarıyorsa izleyiciye, o film doyurucudur.
Kasım 20th, 2010 at 23:38
gülsümcüm ayrıntıları tam olarak açıklamadım cunku filmi anlatmak istemedim sonuçta film hayla vizyonda ve ortada bir emek var filmin ana teması ve mahsun kırmızıgül üzerinde odaklanmaktı amacım. Cevaplanmayan ayrıntılarla kast etmek istediğim kötü adamın nasıl yakalandığı ve buna benzer bir kaç küçük detay. Kısacası son cümlemde de belirttiğim gibi filmin vermek istediği mesaj laik devletin hoca efendiden özür dileyeceği buda filmin çekilme amacını yeterince ortaya koyuyor.
Kasım 20th, 2010 at 23:53
Bak ben sana dedim dimi sen zekisin çözersin diye. Çözmüşsün işte olayı. :)))
Yalnız o mesajı vermek için 10 senesini mi harcamış bu adam. Yazık…
Kasım 21st, 2010 at 00:28
başta kardeşim siten hayırlı olsun
bak kanka bu adamların tek ve en iyi yaptıkları tek şey
olayları iananılmaz derecede reklama yayıyolar
gerisi boşbazı magazalar vardır
olum bi bakarsın vitrin süper
abi bu kadar olur dersin
içeri gir bom nbok
bak dikkat et
bu filmi alıp götüren
en önemli faktör
reklam çok iyi yapılıp
sadece reklam kokan sahneler fragmanda
bi de oyuncu kadrosu
sesli
başka ne var
filmi izleyince
bi bok yok
sadece abartılı reklam
içi boş ve
sadece
fetuşu suçsuz kılmaya yönelik boktan bi filmm
hepsi bu
yok 10 yıl yok hayal
boş bunlar boş
bi de her filmi aynı
doğu
töre
hüzün
ne fark var
FARK YOK!!!!!!
Kasım 21st, 2010 at 00:30
boşuna zaman harcamayalım ozaman bilgi için teşşekürler